7 Mayıs 2015 Perşembe

Kafası Karışık Olmak

Sonlar, sonsuzluklar. Bu iki kelime yanıp duruyor kafamda saatlerdir. Aylar sonra oturup yazmamı sağlayan şey sadece bu iki kelime. Yazmazsam huzursuz edeceklerdi sanki. Bi' ara demiştim; yazma isteği geldiyse eğer -iki kelime bile olsa bu-, uykundan uyandırıp sabahın dördünde yazdırır. Sonlar bizim kafamızda bir şeyleri bitirmemizle mi alakalı, gerçekten bitmesiyle mi yoksa? Sonsuzluklar biz öyle istediğimiz için mi öyleler yoksa elimizde değiller mi aslında hiç? Karşısında boynumuzu eğerek ömrümüzce izlerini taşıyacak olduklarımız mıdır sonsuzluklar?

"Ya her şeyim ya hiçim, sorma dünya ne biçim, bir kördüğüm ki içim, çözdükçe dolanıyor." mudur sonlara - sonsuzluklara olan yaklaşımımız? Sonlar gerçekten son mudurlar? İlkler hep sonsuz mudur ya da? Kendimizi bir şeylere inandırışımız kendimizi kandırışımız mıdır bazen? Hiçbir son ve hiçbir sonsuzluk birbirine benzemiyor. Herkesin sonu - sonsuzluğu ayrı bir tat bırakıyor. Kendi sonlarıma bakıyorum, son gibi sonlardı hepsi de. Kararlı, kimi zaman istikrarsız olsa da kesin ve keskin. Sonsuzluklarla ilgilenemeyecek kadar yorgun sonlardı hepsi de. Bitirdiğim her şeyde böyleydi. İnanmıyorum biten şeylerin sonsuzluğuna çünkü. İnanamıyorum artık. Yaşarsam belki inanırım. İnanmamayı seçiyorum. Buna inanacağım günü yaşamak istemiyorum çünkü. Şu an inandığım, deli gibi sevdiğim ne varsa gerçekliğinden durmadan gözlerim yanıyorken yıllardır düşündüğüm tüm bu şeyleri hâlâ düşünüyor olabilmek? Bir taraftan cevapsız soruların olmadığı zihin okumalı bi' dünya hayal ederken, bir taraftan bir insana kendini unutacak kadar güvenmenin ne demek olduğunu tatmak. Öyle gerçek bi' güzellik ki kelimeler yetmezmiş, onu öğrendim aşağılardan ona seslenirken. Sesi sakinleştirirken. O gerçekliğe, o duyguya olan inanç varsa yaşamak anlamlıymış. Zihin okuma olmasa da olurmuş. Bir insana ciddi anlamda güvenmek güzelmiş. Yanında her şeyi önemsizleştirir, iç yumuşatırmış. Ve daha bir sürü şey. Böyle böyle nirvanaya erişicem çok az kaldı, ya sabır.

Sonlar - sonsuzluklar demişken, ruhumu sattığım adamın şu sözlerini düşündüm hep:

"Sevgili: Aşk kırılgandır! Aşk kırandır! Sonsuz da olur, sonun da olur!
 Ama her zaman diğer bir kapı vardır! Aşk iki kapılı bir armağandır!
 Birinci kapı sonsuzluğa, ikinci kapı kendi sonumuza açılır hep!
 Ve ilk kapı için gereken tek anahtar; ikinci kapının tam tersinde olandır! Zıddı!
 Dengesiz mi? Yoksa denge mi? Artık buna sen karar ver!
 Sevgili: Sesimin sana dokunduğu yerlere armağandır;
 Ruhumun rahminde büyüttüğüm cümlelerim!"

W. Shakespeare