31 Ağustos 2017 Perşembe

Gidenlerin Ardından

"Artık kimsenin gidenlerin ardından bakacak zamanı yoktu."

Okuduğum bir kitaptan bu cümle. Kendimi bildim bileli hep düşündüğüm şeylerden biri.

Sevdiklerimize hoşçakal dedikten sonra neden gözden kaybolana kadar ardından bakacak zamanımız yok artık?

Bunun zamanla değil, hissetmekle ilgisi olduğunu düşünüyorum. Öylesine sevmek mi, ona alışmanın getirdiği sıradanlaşmanın tezahürü bir boşvermişlik mi yoksa gerçekten ama gerçekten kalbinde hissetmek mi sevdiğimizi söylediklerimize olan gerçek hislerimiz? Bu sınırın bile ne tarafında olduğunu hissedemeyenler dünyanın belki de 80% 'ini oluşturuyordur artık.

Ya giden? Bindiği otobüs, tren vs. hareket ettiği anda arkasını dönüp giden "sevdiklerini" görünce kendini gösteren içindeki burukluk? O garip, açıklanamaz yabancılık hissi? Bu hissi, bu değersizlik hissini herkes biliyor. Eminim. Çünkü bunun bile hiçbir değeri yok gibi artık. Duygularımızı aldırıp yerine silikon doldurmuş gibiyiz. Klişe mlişe, bu böyle ve göz dolduracak kadar acı.

Kimseyi gözden kaybolana kadar ardından bakacak ve hatta kaybolduktan sonra bile olduğumuz yerde bir süre bekleyecek, o an özlemeye başlayacak kadar fazla sevmiyor/hissetmiyor  muyuz?