24 Haziran 2014 Salı

GEÇEN YİNE LİSEDEYİM

Eski kutularda bulduğum hatıralar derken yüzlerce -abartmıyorum- kağıdın arasından birisinde de ne buldum; lise sondayım, Ekim’in sonları. Tarih atmışım. 24 Ekim 2011. Sabahın körü, sözelci insanım paragraf çözüyorum okulda uykulu uykulu. Three Days Grace dinliyorum hatta bir yandan ayılmak için. Sorulardan birinin paragrafı o kadar güzel ki not almışım yine bi’ kağıda. Ve tek bir kağıttan bu kadar ayrıntı hatırlayabilmek o kadar güzel bi’ his ki. Paragrafın güzelliğine bak:

 “Ben o şehirde taşların dilini öğrendim. O dilin yanında gökyüzünün yakınlığını, uçsuzluğunu , erken söken şafağı, dorukları, yalnızlıkları… Dışarıda uyurduk kısa yaz gecelerinde. Bizler serin fısıltılarla uykuya dalarken, parmaklarımız yıldızlarda kalırdı. Bir daha o parlaklıkta yıldız görmedim. O yıldızların bize gülümseyişini, iyi uykular deyişini bir daha hiç yaşamadım. Belleğimin bir odasında benzersiz anılar olarak kaldı orada yaşadıklarım…”

21 Haziran 2014 Cumartesi

Fotoğraflar, Hikayeler




Evdeki eski kutuları karıştırırken ortaokuldan, liseden kalma yazılı hatıralar buldum. Neler yok ki içlerinde. Her şeyi saklama huyum var iyi ki, yıllar önce One Tree Hill’ın bir bölümünde geçen sözleri yazmışım bi’ post-it’e. Okuduğumda o bölümü izlediğim ana döndüm o bilgisayarın karşısında, eski küçük odamda. Öyle net hatırlıyorum ki bu sözleri ilk kez duyduğum anda günün hangi saatlerinde olduğumu, duvardaki dev Muse posterini, odamın kokusunu bile. Lucas yazdığı kitabı bu cümlelerle süslemişti ama ergen Tuğba’yı da derin düşüncelere salmıştı:


“Hiç kendi fotoğrafınıza bakıp arka planda bir yabancıyı gördüğünüz olur mu? Bu olay kaç tanımadığınız kişide fotoğrafınız olduğunu, başka insanların hayatının kaç dakikasında bulunduğunuzu merak etmenizi sağlar. Hayallerinin gerçeğe dönüştüğü anda mı yanlarındaydık? Yoksa hayalleri öldüğü anda mı oradaydık?

Kaderimizde o fotoğrafın içinde olmak varmış gibi mi duruyoruz? Yoksa şans eseri mi yakalanmışız? Sadece düşünün. Bir insanın hayatının büyük bir parçası olabilir ve bunu bilmeyebilirsiniz.”


6 Haziran 2014 Cuma

Daha Mutlu Olamam




Aslında doğum günüm dün değildi, önümüzdeki 10 gün içinde ama sınıf arkadaşlarım final haftası olduğundan ve doğum günüm okul kapandıktan sonra olduğundan olacak, erken kutlamak istemişler. Beni nasıl ayakta uyutup o kadar organize oluşunuza ayrı, şu pastaya apayrı hayranım. Pastayı gördüğüm ilk anı size de söylediğim gibi hiç unutamıycam arkadaşlar. Kafamda resmen şu şarkının nakaratı çaldı da durdu, haberiniz yok hahah. Dünden beri açıp açıp bakıyorum pastanın fotoğrafına, Charlie Hunnam'ın imzalı posterini son çekilişte de kazanamadım ama Jax Teller sevgim bana şu pastayı hediye etti asgfhfdkgjk. Kesmeye de kıyamadım, içim gitti keserken onu da bilesiniz. Çok incesiniz, çok düşüncelisiniz. Tekrardan hepinize çok teşekkür ederim ya. Seneyi çok güzel kapattım ben kendi adıma. Ya pastaya her baktığımda küçük çaplı nutkum tutuluyor, bari en sevdiğim fotoğrafını yaptırmasaydınız insafsızlar (Gülceeeee :))). Ben bu fotoğrafı dikkatimi çok dağıtır diye bilgisayara wallpaper bile yapmıyorum be. Hof. :)