21 Haziran 2014 Cumartesi

Fotoğraflar, Hikayeler




Evdeki eski kutuları karıştırırken ortaokuldan, liseden kalma yazılı hatıralar buldum. Neler yok ki içlerinde. Her şeyi saklama huyum var iyi ki, yıllar önce One Tree Hill’ın bir bölümünde geçen sözleri yazmışım bi’ post-it’e. Okuduğumda o bölümü izlediğim ana döndüm o bilgisayarın karşısında, eski küçük odamda. Öyle net hatırlıyorum ki bu sözleri ilk kez duyduğum anda günün hangi saatlerinde olduğumu, duvardaki dev Muse posterini, odamın kokusunu bile. Lucas yazdığı kitabı bu cümlelerle süslemişti ama ergen Tuğba’yı da derin düşüncelere salmıştı:


“Hiç kendi fotoğrafınıza bakıp arka planda bir yabancıyı gördüğünüz olur mu? Bu olay kaç tanımadığınız kişide fotoğrafınız olduğunu, başka insanların hayatının kaç dakikasında bulunduğunuzu merak etmenizi sağlar. Hayallerinin gerçeğe dönüştüğü anda mı yanlarındaydık? Yoksa hayalleri öldüğü anda mı oradaydık?

Kaderimizde o fotoğrafın içinde olmak varmış gibi mi duruyoruz? Yoksa şans eseri mi yakalanmışız? Sadece düşünün. Bir insanın hayatının büyük bir parçası olabilir ve bunu bilmeyebilirsiniz.”


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder